01 02 2012

Balıkesirli Rasih'ten

                               GAZEL Süzme çeşmün gelmesün müjgan müjgan üstüne Urma zahm-ı sineme peykan peykan üstüne Rize-i elmas eker her açtığı zahme o şuh Lutfu var olsun ider ihsan ihsan üstüne Dilde gam var şimdilik lutfeyle gelme ey sürur Olamaz bir hanede mihman mihman üstüne Yardan mehcur iken düşdük diyar-ı gurbete Dehr gösterdi yine hicran hicran üstüne Hem mey içmez hem güzel sevmez dimüşler hakkına Eylemişler Rasih'e bühtan bühtan üstüne                                                                                  RASİH(18. yy)   Devamı

10 01 2012

GAZEL DENEMESİ

                                   GAZEL            Deveran ile  serta ser  arzın kürresini         Azat ettim kendimden aşkın her zerresini                Her ne varsa aşka dair bu fani alemde           Görmüşüm aşkın binlerce kerresini                 Heyhat   nekahati de yokmuş maraz-ı aşkın          Vaciptir  berhava etmek firkat sütresini                  Kısmet değil madem bir nebze  eyyam-ı  huzur          Neylesin bu fakir ab-ı sevdanın katresini                           Aşk için  dilhun olmak lazım  sonra da Pasban         Berdevam içre  hayat-ı ruzi merresini                                                                                          PASBAN          ... Devamı

06 12 2011

GAZEL DENEMESİ

                                                               GAZEL   Senden hiç bir şey dilemedim sevdadan başka Ne yaptım ki kendimi sana fedadan başka   Beyhude intizarla olamadım ki naçar Divara muhavvel kapunda gedadan başka   Göster mah cemalini ey alemtab şuh peri Şulende yok hiçbir  savt sana nidadan başka   Temaşa etsem seni daykül elfaz olurum Talebim olmaz senden dilşad sedadan başka    Mücrim-i biçare gezer oldum bu alemde Derdime deva bulamaz ki Hüda’dan başka   Sana oldum dünyada evvel ü ahir Pasban Artık kalmaz ki  çarem sana vedadan başka                                                  PASBAN                                ... Devamı

18 08 2011

ŞEYH GALİP TEN

                    GAZEL      Yine zevrak-ı derunum kırılıp kenare düştü    Dayanır mı şişedir bu reh-i seng -sare düştü    O zaman ki bezm-i canda bölüşüldü kale-i kam    Bize hisse-i mahabbet dil-i pare pare düştü    Gehi zir-i serde desti geh ayağı koltuğunda    Düşe kalka haste-i gam der-i lutf-ı yare düştü    Erişip behara bülbül yenilendi sohbet-i gül    Yine nevbet-i tahamül dil-i bi karare düştü    Meh-i burc-ı arızında gönül oldu hale mail    Bana kendi taliimden bu siyeh sitare düştü    Süzülüp o çeşm-i ahu dedi zevk-i vasla Ya Hu    Bu değildi neyleyim bu yolum intizare düştü    Reh-i Mevlevide Galib bu sıfatla kaldı hayran    Kimi terk-i nam u şane kimi i'tibare düştü                                                          Şeyh Galip    Devamı

03 05 2011

MEVLANA'DAN

  Her ne istiyorsan kendinde ara Senin canının içinde bir can var,o hazineyi ara Dağının içinde bir hazine var, o hazineyi ara Eğer yürüyen dervişi arıyorsan; Onu senden dışarıda değil,kendi nefsinde ara. --------------------------- Bizler bir oyuncağız O'nundur kudret Zenginlik onun, fakir olan biziz elbet Bizler niye üstünlük ararız kendimizde; Hep bir kapının yoldaşı herkes, nihayet. Hz.M.Celaleddin-i Rumi   Devamı

14 04 2011

GAZEL

Bi haber tahassüs eder şebab-ı  garip Değil çün fukara intihab-ı  hakka sahip   Fikrince  zanneder; çaredir buse-i damen Visal-i damenden de doğar umud-u kazip   Etmez  tebessüm  dahi onlara  meşum felek Kainatta olmuştur şenaat daim galip   Zalimlerdir  dünyada mümessil-i şenaat Kim onlar da olurlar şenaate hep talip   Kurbet-i mevt anlatır fecaatini zülmün Affa yetmez  olması zalimin daim taip   Bunları görür de beşer olmaz mı Dilhun Elbet hun eyleyecek bizleri bir gün Gaip                                                              DİLHUN Devamı

09 04 2011

GAZEL

                                        Bir dostla beraber olmak ne büyük meserret Elzemdir dostla dost kalmak ebedi müebbed   İnsan üzmemeli  dostunu yok bunun istisnası Ne kem söz ve dahi su-i zan budur marifet   Etmez beni  sitemkar dostun hiçbir cefası Yeter ki hiç beslenmesin kalplerde husumet   İnsan için böyledir  kelamın  hülasası; Dostluk  dostla olur ancak bir ömre kifayet   Derler, dostsuz insan olur dilhun yahut nalan Var imiş dost ile vuslatta tarifsiz lezzet   Leyl-i Nehar pasban oldum dostu gözlemekten Yarab  tarassutumu  vuslatla kıl nihayet.                                                      Pasban /Mart-2011                          ... Devamı

22 03 2011

BİMEN ŞEN

                        BİMEN ŞEN           Bimen Şen, 1873 yılında Bursa’da dünyaya geldi.Asıl adı  Bimen Dergazaryan olup, ermeni asıllıdır.Hayatı çalkantılar içinde geçen bestekar hayatı boyunca iyi bir  hanende olarak bilinip tanındı.1943 yılında hayatını kaybeden bestekarın müzik aleti çalmayı ve nota bilmediğini kendisi söylemiştir.Hacı Arif Bey tarafından takdir edilip, ondan çok şey öğrendiği ve o dönemin büyük musiki üstadlarından feyz aldığı söylenir. Süleyman Nazif onun için şu beyti yazmıştır:  Ebedî nâzımıdır san'at-ı feryâdımızın  Öperiz ağzını hep Bimen-i üstadımızın     Soyadı ile ilgili bir anekdot anlatılır.Bimen Efendi genelde hüzünlü besteler yapmaktave öyle tanınmaktadır. Atatürk bir gün bestecimize “ Bestelerin çok güzel ama ağır ve hüzünlü niçin  neşeli besteler yapmıyorsun” diye sorar.Bunun üzerine besteci 'gülüm şen, hatıram şen, meclisim şen...' adlı hareketli ve neşeli şarkıyı besteler.Bunun üzerine Atatürk’de Bimen Efendi’ ye Şen soyadını verir. Bilindiği gibi bu şarkı Üstad Münir Nurettin tarafından meşhur edilmiştir.Üstadın taş plaktan yankılanan sesi insana ayrı bir haz verir.    Benim Bimen Şen’i anma sebebim; Bestecinin çok güzel bir bestesi vardır.Aşağıya sözlerini yazacağım bu şarkı benim çok sevdiğim ve anısı olan bir şarkıdır.Bana ilham vermiştir. Eskiden mahlas olarak DİLHUN u   kullanırdım.  Güftesi Mehmet Hafıd'a ait, Hüzzam makamında ve semai usülünde bestelemiş olduğu şa... Devamı

26 02 2011

SULTAN SÜLEYMAN (A.S.) KISSASI

    Bir önceki yazıda bahsi geçen kıssayı özetle anlatmaya çalışayım.                 HZ. SÜLEYMAN (A.S) KISSASI        Rivayet olunur  ki;  Her türlü hayvanat, nebatat ,cin ve benzeri canlı mahlukatın dilini bilen Hz. Süleyman’a Cenab-ı Hak tarafından, kendisini ölümsüzleştirecek ab-ı Hayat (hayat suyu-bengi su) içebileceği bildirilir.Hz. Süleyman  bu meseleyi istişare etmek ister.Çevresindeki insan, cin ve bilumum mahlukatı toplayarak meseleyi onlara açıklar.Söz alan her mahluk,  ab-ı hayat içip ölümsüzlüğe erişmesinin iyi ve güzel taraflarından bahisle içmesini tavsiye etmişlerdir.    En sonunda karınca  (bazı rivayetlerde kirpi- kirpi rivayeti daha kuvvetlidir) söz alır:    - Ey Süleyman , eğer ölümsüz olursan  tüm sevdiklerinin ve dostlarının öldüklerini göreceksin.Onlardan ayrılmanın acısını hep yaşayacaksın.Sonra yeni dostlar edineceksin, onların da ölümerine şahit olup dostlarının acısını hissedeceksin.Bu kıyamete kadar sürüp gidecek.Bu kadar çok ve devamlı dost kaybetmenin acısına dayanabilirsen ab-ı hayat içip ölümsüzleşebilirsin,   der,          Bunun üzerine Sultan Süleyman ab-ı hayat içmekten vazgeçer ve bizim gibi fani olur gider.   Tabii bu kıssa  gerçekmidir, değilmidir? Bilmemem, amacım Kanuni'nin adaşının kıssasına telmih yaparak yazdığı dizelere dilim döndüğü klavyem erdiği ölçüde izahat getirmek.   ... Devamı

26 02 2011

KANUNİ- MUHİBBİ den

                       Son günlerde KanuniSultan Süleyman gündemde olduğundan mülhem, ben de modaya uyarak O nu yad etmeye çalışıyorum.Tabi ki şiirleriyle....    Öğüt veren, didaktik şiirler seçtim...    Altlarına     GAZEL   Hay huydan fariğ ol alemde insanlık budur Pendini guş eylegil murun Süleymanlık budur Her kime kılsan nazar sen anı senden yeg bilüp Görme kendü kendözün zira ki şeytanlık budur Her ne kim sana sanursun san anı kardaşına Filhakika sözünü guş it Müselmanlık budur Akıl isen istedügün iste ahir sendedür Gayr yirden ister isen bil ki nadanlık budur Nefse hazzın ey Muhibbi virmegil hayvan-sıfat Zabt-ı nefs it arif ol alemde insanlık budurı                                                 MUHİBBİ / Kanuni Sultan SÜLEYMAN                      ---------------------------                        GAZEL Sakın aldanma cihâna olmasun sende gurûr Ne kadar devlet bulursan kendözüni eyle mûr Her ne denlü derd ü mihnet kim gele eyle kabûl Hîç işitmedün mi kim dünyâ degül cây-ı sürûr Eyleme kibr ü hased merdûd olan şeytâna bak Zühdüne tayanm... Devamı

04 08 2010

HASRET

Hasret çiçekleri devşirdiğim akşamlar Hüzün tünellerinden geçişin ürpertisi Işıtır yüreğimi     Korkuluksuz gecelerine yaslandım hasretin İçimde kabaran özlem dalgaları Seni vurur gönlümün kıyılarına Adını, o güzel adını fısıldar Kulağıma dalgalar Yakamozlarsa çizer Resmini parıltılarla...     Büyür dalgalar yakamozlar Büyür de alır götürür beni Engin maviliklere doğru Vururum bir körfezin kıyılarına     Elbet rahatlatır beni Hasretin vuslata giden Güzel ama labirentli Bir yol olduğunu bilmek   Yine bilirim ki; Yaşanır  hasretle  ancak, Vuslatın coşkusu   Ama ben yine İçimdeki sevgiyi özlemi büyütüp Atacağım  körfezin kirli sularına, Ufak tefek taşlar Gecenin kıyısından.                                                                                                       DİLHUN      ... Devamı

06 04 2010

SENİ ARAYIŞIMIN SERÜVENİ

                       I. FİRKAT   Batı Anadolu kasabalarının birinde geçen çocukluğumda İlk yaz akşamları çok bekledim Gelecek olan,lakin gelmeyeni Limanlar resimlerde,kartpostallarda İstasyonlar filmlerdeydi sadece. Ama bekledim gelecek diye Ey bir türlü gelmeyen seni.. Akşam olunca sarı saçlı/yeşil gözlü bir kız çocuğu ağlardı Tekir bir kedi yavrusunun miyavlaması duyulur Perde aralıklarından dünya süzülürdü Bense  seni arardım. Solan sokak lambaları altında. Bir yarasanın kanatları değerdi, Yedeksubay tıraşlı saçlarıma. Muştucular uçardı beyaz/ kara haber yüklü. Uzaktan ağustos böceklerinin sesleri arasında Bayat-ı araban bir şarkının nağmeleri gelirdi kulaklarıma Ama sen gelmezdin, Ey yıllarca beklenen, Hemen gelecekmiş sanrısı veren Lakin bir türlü gelmeyen.       II. HASRET     İlkyaz akşamlarıyla gelmedin Yetmedi umudum tükenmesine Yıllar yılı gelmeyişin Şimdi ben seni aramaya çıkmış Bir seyyah-ı fakir Aldırmadım kendimden kaçtığımı söyleyenlere Duymadım. Tükendiğimi, kendimi aşamadığımı söyleyenleri...   Değer verdiğim saygı duyduğum, Mihnet borcunu can borcum gibi sırtımda taşıdıklarımın Serzenişlerini, imalarını Duymadım duymamalıydım Kadere karşı koymak olurdu bu. Değilmiydi ki; Kim ki kadere inanır,kederden emin olur.   Dinlemeyezdim, dinlememeliydim de Ve Dinlemedim, aramaya çıktım.   Elinde bavulu ve Suratındaki bir haftalık traşıyla Yorgun taşralının çehresi   Ama gözlerinde umudu g&oum... Devamı

25 03 2010

BİR GENÇ FİDANIN ARDINDAN

            VEDA         Bir erken bahar günü; serin ve güneşli   İnsana aydınlık ve huzur veren. Bir yandan uyanmaya çalışan, Öte yandan  kasvet saçan tabiat ana. Ve beyaz mermerle kuşanmış Yeşillikler arasında bir baba;          Boynu bükük, meyus duruyorken Melül,mahzun ve mütevekkil Ne düşünür ne anlar Dalıp gitmişken beyaz tahtalara; Üzerine kara toprak düşüveren   Bırakıp gidiyorum işte seni, Şehrin körfeze bakan yamaçlarında, Her ne kadar sen  görmesen de denizi Diyordu yaşlı gözleriyle,   Ey her şeyi ile hayatı kuşatan, İnsanın da özü olan kara toprak, Muradına erdin mi benden aldığınla Emanetimi sana tevdi ettim, O artık senin, sense onun Ey her şeyin mayası, Bekle beni, elbet geleceğim sana Emanetim sende kalacak da Gelince  ver emanetimi  bana   Ki beraber olalım ta mahşere dek. Böylemi  haykırmak  istiyor   yoksa vuslatı mı beklemek Kimbilir… Belki de Sadece  ağlamak sessizce acısına.     Ey Her Şeyin Sahibi, bahşet bize Sabır, metanet ve dirayet… Şüphesiz ki Sen Kadir-i Mutlaksın  Senin herşeye gücün yeter...                                                    &nbs... Devamı

05 02 2010

SEN YOKKEN BURALARDA

            Halk ozanlarının yazdıkları ve söyledikleri koşma,deyiş ve benzeri eserlerde çokça kullandıkları ölçü hecedir.Aşık edebiyatı diyebileceğimiz çalıp söylenen eserler ki önemli bir kısmı koşma ve koşmanın türevleridir.Koşmalar 11 heceli ve daha çok 6+5 veya 4+4+3 ölçülerinde yazılır.     Böyle bir koşma denemesini aşağıya alıyorum.             SEN YOKKEN   Sen yoksun artık şimdi buralarda Bilmem neler yaparsın uzaklarda Ben burada sen uzak diyarlarda Bilmem nasılsın bensizken oralarda   Mahzun bakar yüzüme cansız resmin Ne sen gelirsin ne duyulur sesin Düşlerimde gördüğüm güzel sensin Acep nasılsın bensizken oralarda   Vazgeçmem asla sendedir kararım Her yerde  her zaman seni ararım Seni değil hayalini sararım Bilmem nasılsın bensizken oralarda   Ne olur arasan bir kez de beni Yahut gelsen de görebilsem seni Bilmem nedir bu firkatin nedeni Her şey  kötü sen yokken buralarda   Başka eser sen yokken deli rüzgar Yağmur hüzünlü hüzünlü yağar Yağmaz yağmur,sanki gökyüzü ağlar Ben mecnunum sen yokken buralarda   ... Devamı

30 01 2010

YİNE FUZULİ DEN

                                                         GAZEL     Ya râb belayı aşk ile kıl aşina beni Bir dem belâ-yı aşktan etme cüdâ beni   Az eyleme inâyetini ehli derdden Yani ki çok belâlara kıl mübtelâ beni   Oldukça ben götürme belâdan iradetim Ben isterim belâyı çü ister belâ beni   Gittikçe hüsnün eyle ziyâde nigarımın Geldikçe derdine beter et müptelâ beni   Öyle zaîf kıl tenimi firkatinde kim Vaslına mümkün ola getürmek saba beni   Nahvet kılıp nasib fûzûlî gibi bana Ya râb mukayyed eyleme mutlak bana beni...                                                                   FUZULİ       ---------------------------------------------------- Açıklama;   Ya rab, Bana aşk belasını ver, Bir an beni aşk belasından ayırma   Derd ehlinden inayetini azaltma, Yani bana çokça belalar ver   Ben varoldukça,  bela isteme iradesini benden alma Çünkü ben belayı, bela da beni ister   Sevgilimin güzelliğini  ayrılınca daha  arttır ... Devamı

20 01 2010

MUHTELİF

                MUHTELİF  BEYİT  VE  KITALAR       Yaşadık eyyam-ı latifi bir lahza gibi  Aşkımız hep kalsın bir kumaş-ı Beyza gibi  Ruz-u şeb ruhumu muhtevimsin feza gibi  Ey canım atıldın kalbime bir imza gibi                          …………     Nagehan esiverir meşum ba’d-i firkat   Nalanım, dayanır mı elbet buna takat   ... Devamı

09 10 2009

....

                                                            BEYİTLER         Bugün bir adet eskilerden bir adet te yenilerden olmak üzere iki ayrı gazelden bahsedeceğim.Bu gazellerin sadece matla(ilk/giriş) beyitlerinden bahsetmek istiyorum. İlk bahsedeceğim şair, Muhibbi mahlası ile şiirler yazan büyük ve kudretli Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman,ikincisi ise Edebiyat Fakültesinin Büyük Hocası ve binlerce türk edebiyatı sevgisi ile dolu genç yetiştiren Merhum Prof.Dr. Ali Nihat TARLAN. Önce Kanuni               Hay huydan fariğ ol bu alemde insanlık budur            Pendini guş eylegil mürun süleymanlık budur       Ali Nihat TARLAN   Bulmadım yari vefa perver gam-ü hasret gibi   Bir ömürdür geldi geçti neşve-i vuslat gibi Hasret derdi gibi vefalı yar bulamadım. Bir ömür kavuşmak neşesi ile geçti   En kısa sürede gazelin tamamını yazmak dileğiyle.. Kalın sağlıcakla...                                ... Devamı

29 09 2009

YİNE BÜYÜK ÜSTAT FUZULİ DEN

                                                    GAZELEy melek-sîmâ ki senden özge hayrândır sanaHak bilür insân demez her kim ki insândır sana    “Ey melek yüzlü, senden başka herkes sana hayrandır. Allah bilir ya,      insan olan sana insan demez. (Melek der)”Vermeyen cânın sana bulmaz hayât-ı câvidânZinde-i câvîd ana derler ki kurbândur sana  “Sana canını vermeyen ebedî hayata erişemez. Ebedî hayata erişen      ona derler ki sana kurbândır.”Âlemi pervâne-i şem’-i cemâlün kıldı ışkCân-ı âlemsin fedâ her lahza min cândır sana   “Aşk bütün âlemi güzelliğinin mumu etrafında pervâne etmiştir.       Sen âlemin cânısın. Her an sana bin cân fedâ olsun.”Âşıka şevkunla cân vermek inen müşkil degülÇün Mesîh-i vaktsen cân vermek âsândur sana    “Hararetli, içi yanan bir aşkla canını sana vermek o kadar müşkil değildir.       Çünkü vaktin İsâsısın, âşıka cân vermek sana kolaydır.”Çıkma yârum geceler agyâr ta’nından sakınSen meh-i evc-i melâhatsın bu noksândır sana    “ Ey sevgilim! Geceleri sokağa çıkma, çünkü başkaları sana ta’n ederler,      ayıplarlar, kötü söz söylerler. Sen güzelliğin en y&... Devamı

23 09 2009

UZUN ZAMANDAN SONRA

                              HASRET YAHUT VUSLAT                                                           Günlük hayatta özlemi anlatmak için  çokça kullana geldiğimiz kelimelerin başında herhalde hasret ve vuslat gelse gerektir.Uzun zaman oldu blogumda bir şeyler yazmayalı. Uzun zaman dediysem yaklaşık dört buçuk ay,  ki bu da yeterince uzun olsa gerek.Yazmaya çokça niyetlendiysem de bir türlü yazamadım işte.Hatta yazmaktan çok yazmama konusunda daha hevesli oldum galiba.Benim gibi biri için bu durum son derece normal karşılanmalıdır.Çünkü yazmak için depresif olmak gerekiyor, manik haldeyken de  bir şey yazmak gelmiyor içimden.Malum mevsim sonbahar, diğer bir ifadeyle ise hazan. Her ne kadar etimolojik olarak aralarında bir ilişki olmasa da hazan kelimesi bana her zaman hüznü çağrştırır. Fazlasıyla hüzünlendirir beni sonbahar, belki de bu hüznün nedeni; böyle bir eylülün sararmış son  günlerinde dünyaya gelmiş olmamdır.Hazan ve Hüzün ne güzel iki kelime... Belki de sonbahar ve hüzün üzerine yazmalıyım. Aslında daha önce  hiç mevsimi değilken ocak ayında Hüzün Üzerine Çeşitleme  diye, daha yazmış olduğum bir  şiir denemesi yayınlamıştım. O zaman yayınlamasaydım şimdi yayınlayabilirdim, acemilik işte. Herneyse yazmaya olan ha... Devamı

13 05 2009

FUZULİ DEN

                                     BÜYÜK ÜSTAD FUZULİ DEN        Divanın büyük üstadı Fuzuli'den bir gazel.Üstadın bu gazeli çok bilinmez ama anlam ve anlatım tarzı olarak çok güzeldir.Gayet akıcı ve anlaşılır bir dili mevcuttur.Hem bilinenin aksine aşktan bahsetmemektedir.Toplumsal bir yanı da vardır.Aradan geçen yüzyıllara rağmen konun halen güncel olduğunu görme fırsatını da elde etmiş oluyoruz.Bu da insanlığın dünü ve bugünü arasındaki benzerliği görmek mümkün olmaktadır.           Daha  önce yazdıklarımın aksine bu kez anlamlarını her  beytin arkasına aldım. Vefa her kimseden kim istedim ondan cefa gördüm Kimi kim bîvefa dünyada gördüm bîvefa gördüm (Her kimden vefa istediysem ondan cefa gördüm; kimi gördüysem vefasız dünyada, onun vefasızlığını da gördüm) Kime kim derdimi izhar kıldım isteyip derman Özümden bin beter derd ü belaya mübtela gördüm (Kime derman için derdimi açtıysam, onu benden bin beter dertli gördüm.) Mükedder hatırımdan kılmadı bir kimse gam def'in Safadan dem uran hemdemleri ehl-i riya gördüm (Kederli gönlümden kimse üzüntülerimi gidermedi. Esenlikten dem vurarak beni teselli edecek dostlarımı iki yüzlü gördüm) Ayak bastım reh-i ümmide, sergerdanlık el verdi Emel serriştesin tuttum elimde ejderha gördüm (Ne zaman umut yoluna ayak bastım, başım dönüp durdu. Emel ipinin ucuna yapıştım elimde ejderha gördüm) Fuzuli ayb kılm... Devamı